Eker I Run’da 5K’yı ailecek koşacağız

Uzun süredir koşuyorum ve asıl sevdiğim patika. Trail’de ayak altındaki zemin sürekli değişiyor, kafanın bir yere kaçmasına izin vermiyor. Asfaltta koşarken düşünmeye devam ediyorum, patikada düşünemiyorum çünkü bir sonraki adıma bakmak zorundayım. Zaten sevmemin sebebi de o.
Bu sene ise farklı bir şey yapacağız. 4 Ekim’de Eker I Run’da 5K parkurunu ailecek koşacağız. Burcu, Defne, Devin ve ben. Yani dört kişi kayıt olmuş gibi görünmüyoruz ama sahada dört kişi olacağız, ikisi bebek arabasında.
Açık konuşayım, son aylarda pek patikaya çıkamadım. İş bir yandan, Devin’in yeni düzeni bir yandan derken trail’in istediği o uzun zaman bloğu ortadan kalktı. Koşuyu bırakmadım, sadece eve yakın ve kısa koşulara sıkıştı. Patika yarım gün ister, bende bir süredir o yarım gün yok.

Uzun zamandan sonra eşimle aynı yarışta olmak
Beni asıl heyecanlandıran kısım mesafe değil. Burcu ile en son ne zaman aynı yarışta koştuk hatırlamıyorum bile, çocuklardan önceydi kesin. Ben bu arada koşmaya devam ettim, sabahın köründe tek başıma yapılan bir işe dönüştü ama düzeni hiç bozmadım.
Burcu ise epeydir uzak. İkinci çocuk, hamilelik, doğum ve sonrasındaki o uzun toparlanma dönemi derken koşu doğal olarak sıraya girdi. Böyle şeyler bir kere sıraya girince kendiliğinden geri gelmiyor, birinin bilerek geri koyması gerekiyor. Bu yarış tam olarak o.
Aynı parkurda, aynı saatte, aynı bitiş çizgisine doğru gitmek başka bir şey. Sanırım en çok bunu özlemişim. Bir işi beraber bitirmenin verdiği o basit duygu, şirkette de evde de aynı şekilde çalışıyor.
Zaman bulma kısmını nasıl çözdüğümü merak eden olursa, biraz da arabada geçen o bir saati nasıl kullandığımı anlattığım yazıdaki mantıkla. Bir şeye yer açmak istiyorsan gerçekten yer açacaksın, başka türlü olmuyor.
Bebek arabasıyla 5K koşmak nasıl bir iş
Defne ile Devin bebek arabasında olacak. Bu, koşunun ritmini baştan değiştiriyor. Tek başına koştuğunda tempo senin kararın, arabayla koştuğunda araba karar veriyor. Yokuşta itmek ayrı bir iş, inişte frenlemek bambaşka bir iş.
Bir de şu var, çocuklar sıkılırsa hiçbir planın kalmıyor. O yüzden hedefimiz derece değil. Bitirmek, gülerek bitirmek ve kimsenin ağlamamış olması. Bu kadar.
Bebek arabasıyla katılımın kurallarını yarıştan önce organizasyona ayrıca soracağım, start bloğunda nereden başlamamız gerektiği gibi ayrıntılar var. Kayıtlar ve parkur bilgileri Eker I Run resmi sitesinde duruyor, 5K için lisans şartı yok. Yarış hafta sonu 2-4 Ekim’de Bursa’da, 5K start saati pazar günü 12.00.
Eker I Run’da hava her zaman ayrı bir konu
Eker zamanı genelde yağmur yağar. Bursa’da ekim başı zaten kararsız bir dönem, üstüne bir de bu koşunun kendine has bir uğursuzluğu var sanki. Islak asfalt, üşüyen eller, ıslanmış tişört. Tek başına koşarken bunlar hikayenin parçası oluyor, hatta sonradan anlatırken güzel bile geliyor.
Ama arabada iki çocukla yağmura yakalanmak farklı. Muşamba, yedek kıyafet, ilave battaniye derken yarıştan çok kamp hazırlığına benzeyen bir liste çıkacak ortaya. Umarım bu sefer güzel bir gün olur. Olmazsa da giderim, sadece çantayı iki kat doldururum.
Cumartesi antrenmanlara hep beraber dönüyoruz
Yarışa yaklaşık iki ay var. Benim tarafımda bu bir devam meselesi, zaten koşuyorum, tek yapmam gereken arabaya ve ortak tempoya alışmak. Burcu için ise gerçek bir dönüş. O yüzden planı bana göre değil ona göre kuracağız, acele edecek halimiz yok, iki ay fazlasıyla yeter.
Bu cumartesi ilk antrenmana dördümüz birden çıkıyoruz. Aslında en doğrusu da bu. Yarışta nasıl koşacaksak antrenmanda da öyle koşalım, araba dahil. Yoksa iki ay boyunca ayrı ayrı hazırlanıp yarış sabahı ilk kez bir araya gelmiş oluruz ki o da tam bir sürpriz olurdu.
Planımız adım adım ilerlemek, kahramanlık yapmamak. Kabaca şöyle düşünüyoruz.
- İlk iki hafta sadece ayak alıştırma, hep beraber. Rahat tempoda 3-4 kilometre, koşu ve yürüyüş karışık. Nabız değil keyif ölçüsü, herkesin gülerek bitirmesi yeterli.
- Bebek arabası ilk günden işin içinde. Ağırlığına, dönüşlerine ve itme sırasının nasıl değişeceğine baştan alışmak lazım, yarış günü ilk kez denemek olmaz.
- Tempoyu ortaklaştırmak muhtemelen en zor kısım olacak. Ben kendi ritmime fazlasıyla alışmışım, onu unutmam gerekiyor. Yavaş koşmak sanıldığından zor bir iş.
- Hafta içi kendi koşularıma devam. Fırsat bulursam bir iki kez de patikaya çıkarım, orada kazanılan denge asfaltta işe yarıyor. Ama söz vermiyorum, son aylarda beceremediğim şey tam olarak bu.
- Son hafta hiçbir şey. Sadece yürüyüş ve uyku.
Bu planın yarısını uygulayabilirsem mutlu olurum. Gerçekçi olmak lazım, iki çocuk, beş ürünlü bir şirket ve haftada altı gün dolu bir takvim var. Şirketi tek panelden yönetmeye çalışmamın sebebi de bu zaten, kafamda yer açmak.
Neden 5K, neden şimdi
15K’yı ben tek başıma koşabilirdim, daha önce koştum. Ama o zaman bu bir aile koşusu olmaktan çıkardı. Benim koşum olurdu, diğerleri tribünde kalırdı. 5K hepimizin aynı parkurda olabildiği tek mesafe, o yüzden mesafeyi ben seçmedik, beraber seçtik.
Bunu bir yarış olarak değil, ailecek yaptığımız bir iş olarak görüyoruz. Antrenmanına beraber çıkacağız, parkurda beraber olacağız, bitiş çizgisini beraber geçeceğiz. Kimin ne kadar sürede bitirdiğinin bizim için bir önemi yok.
Bir de şunu fark ettik. Çocuklara “babam koşuyor” dedirtmekle “biz koştuk” dedirtmek arasında büyük fark var. Defne üç yaşını bitirdi, o günü büyük ihtimalle hatırlayacak. Devin hatırlamaz tabii, henüz o yaşta değil. Ama dördümüzün de aynı fotoğrafta olacağı bir gün olacak ve sanırım asıl mesele o.
Eker I Run’ın Adım Adım ile birlikte yürüttüğü iyilik koşusu tarafı da var, bağış toplayarak koşan çok insan oluyor. O kısmı da değerlendireceğiz, karar verince yazarım.
Cumartesi sabah dördümüz kapıdan çıkacağız. Arabayı iteceğiz, ilk kilometrede tempoyu büyük ihtimalle tutturamayacağız, biri bir şey isteyecek ve duracağız. Olsun, iki ayımız var.
Asıl istediğimiz ekim başında Bursa’da o bitiş çizgisini beraber geçmek. Yağmur da yağabilir, zaten Eker I Run’da yağmıyorsa bir tuhaflık var demektir. Islanırsak ıslanırız, sonra anlatacak bir şeyimiz olur.