Ekranın arkasından çıkıp WORLDEF’te buluştuk

Daha önce WORLDEF İstanbul 2026 fuarına ziyaretçi olarak gitmiştik. Elimde kahve, standları geziyor, konuşulanları dinliyor, bir köşede notlar alıyordum. Bu sene ise fuarda kendi standımızın arkasındaydım. Küçük bir fark gibi duruyor ama aslında değil, insanın kendi masasının başında durup gelen herkesle tek tek konuşması bambaşka bir şey.

Biz çoğu zaman ekranın arkasında çalışan bir ekibiz. Müşterilerimizle mail atıyoruz, ekran paylaşımıyla bir sorunu çözüyoruz, telefonda konuşuyoruz. İşin doğası böyle, yazılım uzaktan da yürüyor. Ama bu yüzden yıllarca yüzünü görmediğin insanlarla çalışıyorsun. WORLDEF’te ilk defa o insanların bir kısmı gelip standın önünde durdu, merhaba dedi.
Yüz yüze olmanın anlattığı şey
Bir kullanıcımız geldi, uzun süredir bizim ürünlerimizden birini kullandığını söyledi. Ekranda gördüğümde bir kullanıcı adıydı, orada bir insan çıktı karşıma. Nerede takıldığını, neyi sevdiğini, neyi eksik bulduğunu anlattı. Böyle bir geri bildirim hiçbir destek talebinde o kadar açık gelmiyor. Karşındaki gülümseyerek şu olsa çok iyi olurdu dediğinde not almak başka bir şey oluyor.

Anlattığı sorunlardan biri aslında yıllardır uğraştığımız bir konuydu, kargo süreçlerinin dağınıklığı. Onun ağzından dinleyince neden bu kadar önemsediğimizi bir kere daha hatırladım. O gün orada iki çift laf etmek, herhangi bir tanıtım sayfasından çok daha fazlasını anlattı bana.
Sadece kullanıcılar da değil. Yeni girişimciler geldi, henüz mağazasını yeni açmış insanlar, ne yapacağını tam bilmeyen ama heyecanlı. Birkaç markayla da oturup konuştuk, ileride birlikte bir şeyler yapabilir miyiz diye. Bunların hiçbiri bir toplantı davetiyle olmadı, insanlar geçerken durdu ve laf lafı açtı. Fuarın güzel tarafı bu galiba, planlamadığın konuşmalar en çok akılda kalanlar oluyor.
WORLDEF İstanbul 2026 bana neyi hatırlattı

Uzaktan çalışmayı seviyorum, hızlı ve pratik. Ama WORLDEF İstanbul 2026 boyunca fark ettim ki bir masanın etrafında ayaküstü on dakika konuşmak, günlerce süren yazışmanın yerini tutuyor. İnsanın tonunu duyuyorsun, yüzünü görüyorsun, gerçekten neye kızdığını neye sevindiğini anlıyorsun. Biz Gurmehub olarak ürünleri hep bu geri bildirimlerle büyütüyoruz, o yüzden bu üç gün benim için sıradan bir fuardan fazlasıydı.
Bir de şu var, ekranın arkasında çalışırken insan biraz kendi kabuğuna çekiliyor. Kod yazıyorsun, ticket kapatıyorsun, gün bitiyor. Fuarda ise kendi işini bir yabancıya iki cümleyle anlatmak zorunda kalıyorsun. Bunu yaparken aslında kendine de anlatıyorsun, neyi neden yaptığını. O yüzden fuar bana biraz da ayna gibi geldi, ne olduğumuzu dışarıdan görme fırsatı.
Ekip tarafında da güzel bir enerji oldu. Standı birlikte kurmak, sırayla nöbet tutmak, akşam yorgun ama keyifli dönmek, bunların hepsi ekranda olmayan şeyler. Fatih standın hikayesini gurmehub.com’da ayrıca yazdı, oradan fuarın kurumsal tarafına da bakabilirsiniz. Ben burada daha çok kendi hissettiğimi anlatmak istedim.
Kapanış
Fuar bitti, standı topladık, yine ekranların başına döndük. Ama bu sefer kafamda birkaç yüz, birkaç isim, birkaç yeni fikir vardı. Bir dahaki sefere yine gideriz, hem de ziyaretçi olarak değil. Sürekli online olan bir işin ara ara fiziksel dünyaya çıkması iyi geliyor, bunu bir kez daha gördüm. Bir sonraki fuarda görüşmek üzere.